
Sıcak doldurma yöntemiyle üretilen meyve suyu şişelerinde, preformun sıcaklığının kontrolü sadece “isteğe bağlı” bir özellik değildir. Bu kontrol, işlemin sorunsuz ilerlemesi ile sorunlarla karşılaşılması arasındaki farkı belirler. Eğer preformun duvarları, ekstrüzyon ve şekillendirme işleminden önce doğru sıcaklığa ulaşmazsa, düzensiz genişleme, gerilim çatlakları veya şişe kapak kısmında bozulmalar meydana gelir. Ayrıca, ısıtma lambaları yeterli gücü sağlayamadığında, gün boyu hatalı ürünlerle uğraşmak, makineyi yavaşlatmak ve atık malzemelere para harcamak zorunda kalırsınız.
Önemli olan şeyler
Meyve suyu şişelerinin sıcak doldurulması için kısa dalga infraruj ısıtıcı lambalar kullanılır. Bu lambaların tepki süresi hızlıdır ve sıcaklık kontrolü de oldukça hassastır. Lambalar, tungsten filamentli kuvars tüplerden oluşur ve genellikle 2400–2800 K sıcaklıkta çalışır. Bu sayede yüksek ısı yoğunluğu elde edilerek preformun yüzeyi hızla ısınır; ancak preformun iç kısmı zarar görmez. Çoğu yan girişli ısıtma tünellerinde, lamba uzunluğu, tünelin geometrisine göre ayarlanır ve ya 230 V tek fazlı ya da 24 V kontrol voltajı kullanılır. Güç, gerekli enerji yoğunluğunu sağlayacak şekilde seçilir böylece tüm preformlarda tutarlı bir sıcaklık elde edilir.
Neden bu yöntem uygundur?
Sıcak doldurma yöntemiyle üretilen meyve suyu şişelerinde, malzemenin ekstrüzyon ve şekillendirme işlemi sırasında tahmin edilebilir şekilde esneyebilmesi için stabil bir preform sıcaklığı gereklidir. Lambalarımız, mevcut R7 soketlerine kolayca yerleştirilebilir ve Sidel, Krones, SIPA, Husky, SACMI ve Nissei ASB makinelerindeki OEM ısıtma sistemleriyle uyumludur. Böylece lambaları değiştirmek için tünelin yeniden düzenlenmesine veya formülasyonların değiştirilmesine gerek kalmaz. Bunun sonucunda sıcaklık dalgalanmaları azalır, şişe duvar kalınlığı daha tutarlı hale gelir ve format değiştirildiğinde yeniden başlatma süreçleri azalır.
İnfraruj ısıtmanın dezavantajları
İnfraruj ısıtma, mesafe ve yansıtıcıların durumuna duyarlıdır; bu yüzden lambaların konumu orijinal toleranslar içinde olmalıdır. Kirli yansıtıcılar ısı kaybına neden olur ve filamentler zamanla bozulduğunda ısı çıkışı da değişir. Lambaların değiştirilmesi, sadece tamamen bozulduğunda değil, belirli bir kullanım süresinden sonra da yapılmalıdır. Ayrıca yedek lambaların voltaj, güç ve uzunluk açısından uyumlu olması gerekir. Uzun süreli kullanımdan sonra performans düşer; bu normaldir. İşte bu yüzden planlı bakım, acil durumlar için yapılan duruşlardan daha iyidir.